Kuran-ı Kerim okurken ve dinlerken dikkat edilecekler
1- Fatiha suresinin sonunda ve ona benzer başka yerlerdeki dua ayetleri okunduğunda ya da dinlendiğinde “Amin” (Ey Allah duamızı kabul buyur) denir. Bu yüksek sesle veya alçak sesle söylenebilir.
Not: Bazı kardeşlerimiz, nerede ne zaman “Rabbena” kelimesini duyarlarsa, orada bir dua olduğunu zannederek “Amin” derler. Halbuki orada “Amin” denilmeyebilir.
2- Kuran-ı Kerim okunurken ya da dinlenirken her nerede Seyyidna Hazret Muhammed Resulüllah’ın sallallahü aleyhi vesellem mübarek ismi gelirse, orada kalp sevgisiyle “Sallallahu aleyhi ve sellem” denir. Kuran-ı Kerim’de Nebi-yi Kerim’in sallallahü aleyhi vesellem mübarek ismi dört defa geçmektedir.
3- Bakara suresinin son ayetinde “Rabbena” kelimesi ile başlayan dualar vardır. O duaların kabulü için “Amin” denir. Ne zaman
ۚ وَاعۡفُ عَنَّا ٝ وَاغۡفِرۡ لَنَا ٝ وَارۡحَمۡنَا ٝ
(yani, bizi affeyle, bizi bağışla, bize merhamet eyle) kelimeleri okunursa ya da dinlenirse “Amin” denir. Bununla birlikte şu dua da yapılabilir;
رب اغفر لی اللھم ربنا لک الحمد
Yani: Ey benim Rabbim! Günahlarımı bağışla ve gelecekte her türlü günahtan koru ve muhafaza et. Ey bizim Rabbimiz! Her türlü övgü sadece Senin içindir.
4- Ali İmran suresinin aşağıdaki ayeti okunduğunda ya da dinlendiğinde;
شَہِدَ اللّٰہُ اَنَّہٗ لَاۤ اِلٰہَ اِلَّا ہُوَ ۙ وَالۡمَلٰٓئِکَۃُ وَاُولُوا الۡعِلۡمِ قَآئِمًۢا بِالۡقِسۡطِ [1]
“Allah, kendisinden başka bir varlığın ibadete lâyık olmadığına, adaletle şahittir. Melekler ve ilim sahipleri (de,) insaf üzerinde olanlar da aynı şekilde şehadet ederler.”
وانا اشھد بہ
Yani, “Ey Rabbim! Ben de, Sen’den başka hiçbir ilah olmadığına şahadet ederim,” kelimeleriyle karşılık verilir.
5- Beni İsrail suresinin sonunda
وَکَبِّرۡہُ تَکۡبِیۡرًا[2]
(O’nun yüceliğini, hakkıyla beyan et,) kelimeleri geldiğinde,
اللہ اکبر
“Allah en büyüktür,” diye karşılık verilir.
6- Nerede Cennet’ten bahsedilirse,
اللھم ادخلنا فی رحمتک
“Ey Allahım! Bizi kendi rahmetine dahil et!” denir. Bunda, Cennete götürecek iyi ameller ve istikamet için dua vardır.
7- Her nerede “azap”tan bahsedilirse,
اللھم لا تعذبنا
“Ey Allahım! Bize azap verme,” diye dua edilir. Bu, azap ve cezaya sebep olacak kötü amellerden korunmak için duadır.
8- Her ne zaman, Vakıa suresinde de yer alan
فَسَبِّحۡ بِاسۡمِ رَبِّکَ الۡعَظِیۡمِ
“Yüce Rabbinin adıyla tespih et,“ okunduğunda ya da dinlendiğinde,
سبحان ربی العظیم
“Büyük azamet sahibi olan Rabbim paktır,” denir.
9- Her nerede,
سَبِّحِ اسۡمَ رَبِّکَ الۡاَعۡلَی[3]
“Yüce şan sahibi Rabbinin adını tesbih et” okunduğunda ya da dinlendiğinde,
سبحان ربی الاعلی
“Yüce şan sahibi Rabbim, her türlü ayıptan paktır,” denir.
10- Kıyamet suresinde,
اَلَیۡسَ ذٰلِکَ بِقٰدِرٍ عَلٰۤی اَنۡ یُّحۡیِ یَ الۡمَوۡتٰی[4]
“O, (Allah) ölüleri diriltmeye daima gücü yeten değil mi?” geldiğinde,
بَلٰی اِنَّہ عَلٰی کُلِّ شَیۡءٍ قَدِیۡرٌ
“Bilakis, Şüphesiz O, her istediğini yapmaya kadirdir,” denir.
11- Mülk suresinin son ayeti,
فَمَنۡ یَّاۡتِیۡکُمۡ بِمَآءٍ مَّعِیۡنٍ
“Eğer suyunuz (yerin) derinliklerinde kaybolsa, O’nun dışında size pınarların suyunu, kim getirecek?” geldiğinde,
اللہ یاتینا بہ وھو رب العالمین
“Ancak Allah onu bize getirecektir ve O, bütün kainatın Rabbi’dir,” diye karşılık verilir.
12- Kuran-ı Kerim’in çeşitli yerlerinde “istiğfar edin” emri vardır. Mesela: Bakara suresi ayet 200, Nisa suresi ayet 107, Hûd suresi ayet 53 vesaire. Oralarda, “Estağfirullah” (Ben Allahın bağışlamasını dilerim,) denir.
13- Ğaşiye suresinin sonunda,
اِنَّ اِلَیۡنَاۤ اِیَابَہُمۡ ﴿ۙ۲۶﴾ ثُمَّ اِنَّ عَلَیۡنَا حِسَابَہُمۡ ﴿٪۲۷﴾
“Şüphesiz dönüşleri, ancak Bizedir. Ardından onlara hesap sormak (da) Bize aittir.” ayetleri okunduğunda ya da dinlendiğinde,
اللھم حاسبنی حسابا یسیرا
“Ey Allahım! benim hesabımı kolaylaştır,” diye dua etmek gerekir.
14- Tîn suresinin sonunda,
اَلَیۡسَ اللّٰہُ بِاَحۡکَمِ الۡحٰکِمِیۡنَ
“Allah, karar verenlerin en (iyi) karar vereni değil midir?” ayeti geldiğinde,
بلی وانا علی ذٰلک من الشاھدین
“Elbette öyledir, ve ben buna şahitlik edenlerdenim,” denir.
15- Nasr suresinde,
فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّکَ وَاسۡتَغۡفِرۡہُ
“Rabbinin hamdı ile tespih et ve O’ndan bağışlanmayı dile” geldiğinde,
سبحانک اللھم ربنا و بحمدک اللھم اغفر لی
“Paksın Sen Ey Allah! Kendi hamdınla birlikte ey Rabbimiz. Allahım beni bağışla,” denir.
16- Vakıa suresinin aşağıdaki ayetleri geldiğinde altlarına yazdığımız karşılıklar verilir.
ءَاَنۡتُمۡ تَخۡلُقُوۡنَہٗۤ اَمۡ نَحۡنُ الۡخٰلِقُوۡنَ[5]
“O (nutfeyi) siz mi yarattınız, yoksa Biz mi yaratanız?” geldiğinde
بل انت یا رب
“Bilakis, bunu yapan sadece Sensin ey Rabbim” denir.
65. ayet
ءَاَنۡتُمۡ تَزۡرَعُوۡنَہٗۤ اَمۡ نَحۡنُ الزّٰرِعُوۡنَ
“O (ağacı) siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa yetiştiren Biz miyiz?” geldiğinde,
بل انت یا رب
“Bilakis, onu yetiştiren sadece Sensin ey Rabbim, değersiz bir tohumu büyük bir ağaç yaparsın” denir.
70. Ayet,
ءَاَنۡتُمۡ اَنۡزَلۡتُمُوۡہُ مِنَ الۡمُزۡنِ اَمۡ نَحۡنُ الۡمُنۡزِلُوۡنَ
“Onu bulutlardan siz mi indirdiniz, yoksa (onu) indiren Biz miyiz?” geldiğinde,
بل انت یا رب
(Ey Rabbim, şüphesiz onu indiren sadece Sensin,) denir.
73. Ayet,
ءَاَنۡتُمۡ اَنۡشَاۡتُمۡ شَجَرَتَہَاۤ اَمۡ نَحۡنُ الۡمُنۡشِـُٔوۡنَ
“O (ateşin) ağacını siz mi yarattınız, yoksa (onu) yaratan Biz miyiz?” geldiğinde,
بل انت یا رب
“Ey Rabbim, şüphesiz o ateşin ağacını yaratan sadece Sensin,” denir.
17- Yasin suresinin 79 ayeti
قَالَ مَنۡ یُّحۡیِ الۡعِظَامَ وَہِیَ رَمِیۡمٌ
“Kemikler çürüdükten sonra, bunları bir daha kim yaratacak?” geldiğinde
قُلۡ یُحۡیِیۡہَا الَّذِیۡۤ اَنۡشَاَہَاۤ اَوَّلَ مَرَّۃٍ ؕ وَہُوَ بِکُلِّ خَلۡقٍ عَلِیۡمُ Yasin suresi ayet 80: “Onları ilkin yaratmış olan, kendilerini tekrar yaratacaktır. O, her yaratığın durumunu çok iyi bilendir,” denir.
82. ayet,
اَوَلَیۡسَ الَّذِیۡ خَلَقَ السَّمٰوٰتِ وَالۡاَرۡضَ بِقٰدِرٍ عَلٰۤی اَنۡ یَّخۡلُقَ مِثۡلَہُمۡ
“Gökleri ve yeri yaratan (Allah’ın) bunlar gibi bir başkasını yaratmaya (da) gücü yetmez mi?” geldiğinde,
بَلٰی ٭ وَہُوَ الۡخَلّٰقُ الۡعَلِیۡمُ
“Elbette (yeter!) O, çok yüce Yaratıcı ve çok bilendir,” denir.
18- Şems suresinin 9. Ayeti,
فَاَلۡہَمَہَا فُجُوۡرَہَا وَتَقۡوٰٮہَا
“O, (insanın) doğasına, kötülük (yollarını) ve takva (yollarını ayırt etme yeteneğini) yerleştirmiştir,” geldiğinde,
اللھم اٰت نفسی تقویھا و زکھا انت خیر من زکھا انت ولیھا و مولھا
“Allahım! Benim nefsime takva yerleştir ve nefsimi temiz kıl. En iyi pak kılan sadece Sensin, o (nefislerin) dostu ve sahibi sadece Sensin,” denir.
19- Ahzap suresinin 57. Ayeti,
اِنَّ اللّٰہَ وَمَلٰٓئِکَتَہٗ یُصَلُّوۡنَ عَلَی النَّبِیِّ ؕ یٰۤاَیُّہَا الَّذِیۡنَ اٰمَنُوۡا صَلُّوۡا عَلَیۡہِ وَسَلِّمُوۡا تَسۡلِیۡمًا
“Şüphesiz Allah, (bu) Peygamber’e Kendi rahmetini indirmektedir. O’nun melekleri (de şüphesiz kendisine dua ederler.) Ey inananlar, sizler (de bu Peygamber’e) her zaman salâvat getirin ve kendisine (büyük bir coşku içinde) daima selam gönderin.”
Bu ayet okunduğunda ya da dinlendiğinde namazdaki gibi durud (salavat) okunur. Yahut en azından,
السلام علیکم ایھا النبی ورحمۃ اللہ وبرکاتہ ۔ اللھم صل علی محمد ۔ (آمین)
“Ey Nebisallallahü aleyhi vesellem! Allahın rahmetleri ve bereketleri senin üzerine olsun. Ey Allahım! Muhammed’insallallahü aleyhi vesellem üzerine rahmetlerini ve bereketlerini indir. Amin” denir.
Hazırlayan: Osman Şeker
KAYNAK: Meanings of the difficult words of The Holy Qur’an (Urdu-English)
[1] Ali İmran, ayet 19
[2] Beni İsrail, ayet 112
[3] Âlâ suresi
[4] Kıyamet suresi, ayet 41
[5] Vakıa, ayet 60


