“Hz. İsa İlah Olamaz” İncil ve Tevrat Işığında

Hz. İsa’nınas çarmıh olayında, yaşadığı duygular ne idi?

Hıristiyanların iddia ettiklerine göre Hz. İsaas kendisini bizim için kurban etmiş. Bu bir iddiadır. Eğer Hz. İsaas çarmıha gerilmeden önce sevinçle seve seve gönül rızası ile çarmıha gitti ise o zaman Hz. İsaas gerçekten kendisini bizim için kurban etti deriz. İnsan böyle bir fedakârlıkta bulunduğu ve kendini kurban ettiği zaman, ne zaman kendini kurban etmiş olur? Eğer gönül rızası ile hiç itiraz etmeden seve seve bizim için bir fedakârlıkta bulunuyorsa, bizim için fedakârlıkta bulundu bizim için kendini kurban etti diyebiliriz. Ama eğer zorbalıkla kendisine bir iş yaptırıldı ise o zaman kurban oldu denmez.

Eğer bir insan çarmıhta asıldı ise orada öldürüldü ise o kurban değil lanetli olur diye Tevrattan ispatlamıştık. Hatta yeni Ahidin bir kitabında haşa ve haşa İsaas bizim için lanetli oldu ve bizi şeriatin lanetinden kurtardı şeklindeki ifadesi vardır.  İncil’den okuduğumuz zaman çok incelemeye gerek kalmadan rahat rahat anlaşılan bir durum var. Hz. İsaas çarmıhtan önce Rabbine dua ediyordu, yalvarıyordu. Kendisi dua etmekle kalmayıp havarilerine de dua etmelerini söylüyor ve benim için dua edin bu kase benden uzaklaşsın bu musibet bu bela benden uzaklaşsın diye yalvarıyordu.

Eğer gerçekten kurban olunacak birisi var ise Kur-an’ı Kerim’in Hz. İsmail’leas ilgili bir ifadesi vardır. Hz. İbrahimas, yavrum bana seni kurban etmem emredildi dediğinde Hz. İsmail’in cevabı ne idi?

“Ey babam emir olunduğun gibi yap.”

Nasıl emredildi ise o şekilde yap benim bir itirazım yok. Şimdi buna kurban diyebilirdik ama Allah-u Teâlâ onun da kurban edilmesine müsaade etmedi.

İncile göre Hz. İsaas çarmıha gerilmeden önce şu durumlar anlatılıyor.

Matta 26. Bölüm ayet 38-46 da bu olay anlatılıyor:

“Onlara, «Yüreğim ölüm derecesinde kederli» dedi. «Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.»

Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. «Baba» dedi, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.»”

Hz. İsa’nınas çarmıha gerilmesi için tuzaklar kurulmakta planlar yapılmaktadır. Hz. İsaas bunu öğreniyor ve “canım ölüm derecesinde çok kederlidir” diyor. Çok seviniyorum demiyor.

Bakın bir peygamber dünyaya geldiğinde eğer onun dünyaya gelmesindeki gaye gerçekleşiyorsa onun çok sevinmesi lazım. Hz. Resulullahsav din ikmal edildiğinde, din tekamüle erdiğinde seviniyordu. Rabbim beni hangi amaç için gönderdi ise Elhamdülillah tamamlandı diyordu.

Peki eğer Hz. İsa’nınas gelmekteki gayesi kefaret idi ise, insanoğlunun günahları için çarmıhta ölmesi kendisini kurban etmesi idi ise, feda olmak idi ise o zaman Hz. İsa’nınas sevinmesi lazımdı ama sevinmiyor ve sadece canım sıkkın demiyor canım kederli demiyor diyor ki:

“canım ölüm derecesinde çok kederlidir burada kalıp benimle uyanık durun”

Havarilerine diyor ki sizde uyanık durun dua edelim ve biraz ileriye gidip yere kapanıp “ey baba eğer mümkünse bu kase benden geçsin” diye dua etti. Ey Allah eğer mümkünse bu kase benden geçsin “fakat benim istediğim gibi değil senin istediğin gibi olsun” diye dua etti. Açıkça diyor ki benim istediğim buraya asılmak değil ama Sen öyle takdir etti isen Sen onu istiyorsan benim yapacağım bir şey yok ama ben istemiyorum. Benim isteğim nedir, benim ricam nedir? Bu kase bu bela bu musibet benden uzaklaşsın. İsteğini böyle bildirdi.

Sonra Hz. İsaas şakirtlerine gelip onları uykuda buldu:

“Öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus’a, «Demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!» dedi.”

Burada şunu ifade etmekte de fayda vardır peygamberleri çarmıha asılacağı halde havarileri bir saat onunla uyanık kalıp dua edemiyorlar. Bunu Hz. Resulullah’ınsav ashabı ile mukayese edecek olursanız: Hz. Resulullah’ınsav ashabı kanlarını koyun ve keçiler gibi Hz. Resulullahsav için akıttılar, evlatlarını feda ettiler, kendilerini feda ettiler. Bir peygamber ne kadar büyük peygamber ise onun etkisi de o kadar büyüktür. İncil diyor ki Hz. İsaas kendi on iki havarisini uyanık tutmaktan aciz kaldı onlar dahi ondan etkilenip bir saat uyanık kalamadılar.

Sonra Hz. İsaas :

“«Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.»

İsa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. «Baba» dedi, «eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, Senin istediğin olsun.»”

Tekrar dua ediyor benim iradem değil diyor ben bunun için istekli değilim Senin iradense Sen öyle mukadder etmiş isen Sen Allah’sın ben aciz bir kulum. Aciz bir kul olduğuma göre ben bilemem. Ama eğer Hz. İsa’nın dünyaya gelmekteki amacı bu idi ise Hz. İsa’nınas demesi gerekirdi ki;

“Ey Allah, ben biliyorum benim gelmemdeki gaye insanoğlunu günahtan kurtarmak onların günahlarının yükünü üslenmek ve onların günahlarından dolayı ve günahlarından kurtarmak için kefaret olmak. Bu benim amacım ve çok seviniyorum ne kadar mümkünse bunu çabuk gerçekleştir.”

Ama böyle dua etmiyor.  Sonra diyor ki;

“Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına bir ağırlık çökmüştü.

Onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözlerle üçüncü kez dua etti.

Sonra öğrencilerin yanına dönerek, «Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?» dedi. «İşte saat yaklaştı, İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor. Kalkın, gidelim. İşte beni ele veren geldi!»”

Bakın tembih edip gidiyor,  ikaz ediyor, uyarıyor biraz uyanık durun dua edin benim için diyor ama gelip bakıyor ki havarileri tekrar uykudalar.

Hz. İsaas üç kere gitti geldi. Allah’a dua etti. Allah’a yalvardı, havarilerine de dua edin dedi. Üçüncü kere dua için gidip geliyor ve artık rahat edin diyor.

Neden? Çünkü Allah’tan bir söz aldı rahatlatıcı bir söz aldı “ben seni kurtaracağım bunlar tuzak kurmuş olabilirler ama ben seni kurtaracağım.” Çünkü Kur-an’ı Kerim’de bunu bu şekilde ifade ediyor.

“(İsa’nın düşmanları) bir plan kurdular. Allah (da) tedbir aldı. Allah, tedbir alanların en mükemmelidir.”  

Devam edecek…

Hazırlayan: Raşit Paktürk

Start typing and press Enter to search