EL-KÜFRÜ MİLLETÜN VAHİDE – KÜFÜR TEK MİLLETİR

16 Mayıs 1948’de sömürgeci güçler, siyasi maslahatlarından dolayı haksız yere Filistin’i bölüp İsrail’in temelini attıklarında hz. Muslih Mevud’un basireti, gelecekteki olaylar ve neticelerini görmekteydi.

Nitekim o, “El-Küfrü Milletün Vahide” adı altında bir bildiri kaleme aldı. Bu bildiri 31 Mayıs 1948’de günlük Al-Fazl Gazetesinde yayınlandı. O, kaleme aldığı bu yazıda, büyük bir samimiyet ve sancı içinde İslam Aleminin dikkatini bu haksızlığa çekerek, onları Arap dünyasının kalbine saplanan bu hançerin zararlarını görmeye, aralarındaki ihtilafları sona erdirip bir olmaya ve Siyonizm’in tehlikeli planları karşısında mal ve canlarıyla her türlü fedakarlığı yapmaya çağırdı. Bu bildiri Arapçaya çevrilerek gazetelerde yayınlandı. Nitekim Arap Basını, bu bildiriyi çok önemsedi ve yazarına teşekkür ederek içeriğini öven yazılar yazdı.

Mesela Şam’dan yayınlanan En-Nahda Gazetesi 16 Temmuz 1948’de bu bildirinin özetini verdikten sonra şunları yazdı: “Bu bildiri çok değerlidir. Müslümanlar ve Filistin lehinde yükselen çok güzel bir sestir. Allah, dinimiz hakkında bizim temennilerimizi ve yazarın iyi dileklerini gerçekleştirsin ve bu yüce hedeflere ulaşmak için bizi desteklesin.”

Bunun dışında da İslam Dünyasının farklı gazeteleri bu bildiriye güçlü destek veren yazılar yazdı ve İslam Alemini uyardığı için hz. Muslih Mevud’a teşekkür ettiler. Bu bildiriyi Türkçeye   çevirerek Maneviyat okuyucularına sunmaktan son derece mutluyuz.

اَلْکُفْرُ مِلَّۃٌ وَّاحِدَۃٌ

بِسْمِ اللّٰہِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِیْمِ

نَحْمَدُہٗ وَنُصَلِّی عَلٰی رَسُوْلِہِ الْکَرِیْمِ

Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin asırlarca önce haber verdiği, Tevrat ve İncil’in bahsettiği gün, yaklaşmış gibi görünüyor. Böyle bir gün geldiğinde, yani Filistin’de Yahudiler tekrar yerleştirilmeye    başladığında, Müslümanlar son derece eziyet çekecek ve endişeli olacaklardı.

Keşmir Sorunu, doğrudan Pakistan’ı etkilediğinden dolayı Pakistan için çok önemlidir. Ancak Filistin meselesi, Pakistan’ı dolaylı olarak ilgilendirse de bütün Müslümanları ilgilendirdiği için daha da önemlidir. Filistin, bizim Efendimizin ve Peygamberimizin son istirahat yerine yakındır. Peygamber Efendimiz hayatta iken Yahudilere her türlü iyilik ve ihsanda bulunmasına rağmen onlar büyük bir utanmazlık içerisinde ona karşı her türlü muhalefeti yaptılar.

Savaşların çoğu, Yahudilerin kafirleri kışkırtması yüzünden meydana geldi. Fars Kralı Kisra’yı, Peygamber Efendimizi katletmeye azmettiren de onlar idi. Böylece onlar iç pisliklerini dışa vurmuşlardı ama Allah onları hüsrana uğrattı. Ahzap Gazvesine önayak olanlar da Yahudiler idi. Bundan önce bütün Araplar bir araya gelmemişti, çünkü

Mekkelilerde böyle bir yetenek yoktu. Ancak daha sonra Medine’den sürgün edilmiş olan Yahudi Kabileler, bütün Arapları birleştirerek Mekke’ye saldırmaya önayak olmuşlardı. Allah onları tekrar başarısız kıldı. Yahudiler, muhalefet edip eziyet vermek konusunda ellerinden geleni arkalarına koymadılar. Peygamber Efendimizin asıl düşmanları Mekkeliler olmasına ragmen onlar hiçbir zaman onu tuzağa düşürerek canına kastetme yoluna gitmediler. Peygamber Efendimiz, Taif’e gittiğinde Mekke kanunlarına göre Mekke vatandaşlığı hakkından mahrum olmuştu. Ancak o, Mekke’ye dönmek zorunda kaldığında Mekkeli katı bir düşman onun yardımına yetişip “Ben Muhammed’e (sav) vatandaşlık haklarını geri veriyorum” diye ilan etti. Ve o, beş oğlu ile birlikte Peygamber Efendimizi yanına alarak Mekke’ye girdiğinde oğullarına şöyle dedi:

Muhammed (sav) düşmanımız olabilir; Ancak, bugün o bizden Mekke’ye girmek için yardım isterken biz ona yardımcı olmazsak, bu, Arapların asaletine yakışmaz. Biz bunu yapmadığımız takdirde saygınlığımız kalmaz. Ayrıca o, oğullarına şöyle nasihat etti: Eğer herhangi bir düşman ona saldırırsa, her biriniz ondan önce ölmeli ki düşman Muhammed’e (sav) yaklaşamasın. (Tabakat İbni Saad, Cilt 1, Sayfa 212, Beyrut 1985) İşte Arab’ın asil bir düşmanı böyleydi.

Buna mukabil, Kur’an’ın diliyle Müslümanların en büyük düşmanı olan bedbaht Yahudilerden birisi Peygamber Efendimizi evine davet etti ve barış aldatmacasıyla çatıdan üzerine değirmen taşı atarak öldürmeyi planladı. Allah Peygamber Efendimizi onun bu entrikasından haberdar etti ve o, oradan sağ salim çıkıp geldi. (Siret İbni Hişam, Cilt 2, Sayfa 128-129, Mısır 1295 H) Yahudilerden bir kadın, Peygamber Efendimizi yemeğe davet etti ve yemeğine zehir kattı. Allah- u Teala kendisini orada da korudu. (Buhari, Hibe Kitabı, Bölüm: müşriklerden hediyenin kabul edilmesi) Böylelikle Yahudi milleti kendi iç kinini göstermiş oldu.

Şu an aynı düşman güçlü bir devlet şeklinde Medine’nin yanında başını kaldırmak istiyor. Niyeti, güçlendikten sonra Medine’ye doğru ilerlemek olabilir. Eğer bir Müslüman bunun zayıf bir ihtimal olduğunu düşünüyorsa onun kendi zihni zayıftır. Araplar bu hakikati anlıyorlar.

Araplar şimdi Yahudilerin onları Arabistan’dan kovma çabasında olduğunun farkındadırlar. Bundan dolayı onlar aralarındaki tartışmaları ve ihtilafları unutarak Yahudiler karşısında birleştiler. Ancak acaba Araplar onlara karşı koyma gücüne sahip midir?

Veya bu mesele sadece Araplarla mı ilgilidir? Bilindiği gibi Araplar onlara karşı koyma gücüne sahip değiller. Ayrıca bu mesele sadece Araplarla ilgili de değildir. Konu Filistin değil Medine’dir; Yeruşalem değil Mekke-yi Mükerreme’nin kendisidir. Konu Ali veya Veli değil Muhammed Resulüllah’ınsav onuru ve saygınlığıdır.

Düşmanlar, aralarındaki muhalefete rağmen İslam karşısında birlik olmuştur.

Buna karşı aralarında birleşmek için binlerce neden olmasına rağmen acaba Müslümanlar bugün de birleşmeyecek mi… Bugün biz bir karar vermek zorundayız: Acaba bizler sırasıyla teker teker ölelim mi, yoksa zafere ulaşmak için birleşip gereken çabayı sarf edelim mi? Bence Müslümanların karar verme zamanı gelmiştir. Onlar bu son çabayı göze alıp ya yok olacaklar veya İslam’a karşı olan entrikaların kökünü kazıyıp sona erdirecekler.

Mısır, Suriye ve Irak’ın toplam hava gücü en fazla 100 uçaktan ibarettir. Bunun tersine Yahudiler bundan on kat fazla gücü kolaylıkla elde edebilirler… Müslümanlar sayıca dünyada o kadar çoktur ki onlar ölümü göz aldıkları takdirde kimse onları yok edemez. Ancak benim bu umut ettiklerimin ne kadar gerçekleşeceğini sadece Allah bilir.

Bugün önergelerle yetinme zamanı değil fedakarlık etme zamanıdır. Eğer Pakistan Müslümanları gerçekten bir şeyler yapmak istiyorlarsa onlar hükümetin dikkatini bu konuya çekerek mal varlıklarının en azından yüzde birini bağışlamalıdırlar. Yüzde bir oranında fedakarlıkla (44 Hindistan’ın para birimi) Pakistan’dan bu gaye için en az bir milyar Rupi toplanabilir. Bu para ile İslam’ın şu anki zorluklarından birçoğuna çözüm bulunabilir. Pakistan’ın fedakarlıklarını gören diğer İslam ülkeleri de fedakarlıkta bulunacaklar ve kesinlikle 5-6 milyar Rupi toplanacaktır. Bu para ile Batının muhalefetine rağmen Filistin için birçok araç gereç alınabilir.

Bunları elde etmek için gerekirse bir Rupi yerine iki, iki yerine üç, üç yerine dört veya dört yerine beş Rupi verilecektir. Avrupalı milletlerin dürüstlüğünün yüksek de olsa mutlaka bir fiyatı vardır. Yüksek fiyatla da olsa gerekli şeyler satın alınabilir. Ancak yüksek fiyat ödemek için de cebimizin dolu olması gerekir.

Kısacası ben, şu anki hassas duruma Müslümanların dikkatini çekmek istiyorum. Onlar bilmelidirler ki bugün Peygamber Efendimizin “küfür tek millettir” buyruğu kelimesi kelimesine gerçekleşmektedir. Yahudiler, Hristiyanlar ve ateistler bir olup İslam’ın şevketini yok etmek için harekete geçtiler. Bundan önce Batılı milletler teker teker Müslüman milletlere saldırıyordu; Ancak bugün bunlar bir olup saldırıya geçtiler. Gelin, biz de hepimiz bir olup onlara karşı koyalım. Çünkü bu konuda aramızda hiç ihtilaf yoktur. İhtilaf bulunmayan konuların karşısına ihtilaflı konuları çıkarmak akılsızlık ve cehalettir. Kur’an-ı Kerim, Yahudilere bile şöyle der:

قُلۡ یٰۤاَہۡلَ الۡکِتٰبِ تَعَالَوۡا اِلٰی کَلِمَۃٍ سَوَآءٍۢ بَیۡنَنَا وَبَیۡنَکُمۡ اَلَّا نَعۡبُدَ اِلَّا اللّٰہَ وَلَا نُشۡرِکَ بِہٖ شَیۡئًا وَّلَا یَتَّخِذَ بَعۡضُنَا بَعۡضًا اَرۡبَابًا مِّنۡ دُوۡنِ اللّٰہِ

De  ki:  “Ey  Ehl-i  Kitap!  (Sizinle  bizim) aramızda ortak olan söze gelin. Allah’tan başka kimseye ibadet etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp birbirimizi Rab edinmeyelim.” (Al-i İmran (3) Suresi, ayet 65)

Onca ihtilafa rağmen Kur’an-ı Kerim Yahudileri, ortak konularda birliğe davet ediyor. Peki, acaba İslam’ın köklerine balta vurulurken; Müslümanların kutsal yerleri gerçek anlamda tehlikede iken birleşme zamanı gelmedi mi? Acaba bugün Pakistanlı, Afganlı, İranlı, Malezyalı, Endonezyalı, Afrikalı ve Türk Müslümanların hepsi birleşerek, Araplarla birlikte, Müslümanların gücünü yok eden ve İslam’ı rezil ü rüsva etmek isteyen düşmanın saldırısına karşı koyamazlar mı?

Şüphesiz Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden anlaşıldığı gibi Yahudiler bir kere daha Filistin’e yerleştirileceklerdi. Ancak onların bu yerleşmeleri daimi olmayacaktır. Çünkü Filistin’de daimi olarak iktidar “Allah’ın salih kulları” (Enbiya (21) Suresi, Ayet 106) için mukadder kılınmıştır. Bundan dolayı biz takvaya sarılmalıyız. Allah’ın verdiği birinci gaybi haber, Yahudilerin buraya gelip hükümdarlıklarını ilan   etmeleriyle gerçekleşmiş olabilir. Ancak eğer biz takva sahibi olmazsak bu durum uzun zaman böyle devam ederek İslam için çok tehlikeli bir hale gelecektir.

Bundan dolayı bizler amellerimizle, fedakarlıklarımızla, birliğimizle, dualarımızla ve yakarışlarımızla bu İlahî gaybi haberin en kısa zamanda son bulmasını sağlamalıyız ki Filistin tekrar Muhammed Resulüllah’ınsav hükmü altına girsin. Bence eğer böyle yaparsak İslam’a karşı esen rüzgarı tersine çevirebiliriz. Hristiyanlık zaaf ve çöküşe yakalanacak, Müslümanlar ise bir kere daha yükselecek ve zirveye doğru ilerlemeye başlayacak. Müslümanlar bu fedakarlığa razı olurlarsa, bu durum muhtemelen kalplerinin temizlenmesine vesile olup onlar Allah’ın dinine meyledeceklerdir ve dünya sevgisi içlerinden yok olacaktır. Onlar, Allah ve Peygamberi ve Allah’ın Dininin izzeti ve şerefi için amade olacaklardır.

Vesselam

Mirza Mahmud Ahmed,

Ahmediye Cemaati İmamı

Al-Fazl, 31 Mayıs 1948

Start typing and press Enter to search